2 Mart 2009 Pazartesi

Forbidden Experiment

On üçüncü yüzyılda, Roma imparatoru II. Frederick bir deney yaptırdı. Yeni doğmuş bir düzine çocuk dış dünyayla temasları kesilerek bir odaya kapatıldı. Bu çocuklarla hiç kimse tek kelime konuşmaz, görevliler sadece yeme-içme, banyo vb. temel ihtiyaçlarına yardımcı olurlar. Dünyada var olan dillerin hiç birini duymadan büyüyecek çocuklar sonunda kendi aralarında anlaşmak için temel bir dil geliştirecekler ve bu dil Adem ile Havva'nın da konuştuğu, Tanrı'nın Dili olacaktır. Kulağa çılgınca gelen bu teori zaten işlemez. Çocuklar herhangi bir dil geliştiremedikleri gibi, bir kaç yıl içinde ölürler.

Küçük yaşta ilgi eksikliğine maruz kalan çocuklarda beyin ve sinirsel gelişimin tamamlanamadığı bugün nörobiyolojik bulgularla kanıtlanmıştır. İlgi eksikliğinden kasıt, duyu organlarının yeterince uyarılmaması, örneğin, ses ve konuşmaları yeterince işitmeme, yetersiz düzeyde dokunulma, düşük sosyal iletişim ortamı içerisinde büyümedir.

Abnormal brain development

Soldaki resim 3 yaşında normal gelişmiş bir çocuğun beyin tomografisi. Sağdaki çocuk küçük yaştan itibaren duygusal ilgisizliğe maruz kalmış ve bunun sonucunda anormal bir beyin gelişimi göstermiştir.


Meraklısı şu kelimeleri wikipedia'dan araştırabilir: Forbidden experiment, impact of neglect in early childhood, language deprivation experiment, Adamic Language, Kaspar Hauser Syndrome.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu bana şu meşhur Hary Harlow deneyini hatırlattı.!Harry Harlow1960 larda U.S.de rhesus maymunlarında bir dizi izolasyon deneyi yapmış.Bu deneyler de günümüzde etik dışı kabul ediliyor ve hatta hayvan hakları savunucularının en önemli dayanak noktası olan hayvanların insan benzeri duyguları olduğu savına da temel oluşturmuşlar.(Ne dedim ben ya?:)
Videolarını izlettirmişlerdi.Bunların en meşhurunda annelerinden ayrılmış yavru maymunlarla biri tüylü diğeri telden yapılma anne maymun maketleri var.Telden yapılandan süt içebiliyorsunuz,tüylü olan sadece kucak dolusu sevgi veriyor.Maymunlar vakitlerinin çoğunu tüylü olanla geçiriyorlar ve telden olup Harry Harlow'un hafif psikopat terminolojisiyle "iron maiden" diye isimlendirilen telden olananneyi ise sadece acıktıkları zaman ziyaret ediyorlar.Tamam gayet mantıklı hiç şaşırtıcı değil diyenler için bir deney düzeneği daha var:Burda korkutucu bir dış uyaran var(örneğin gürültülü bir ses)Bu durumda paniğe kapılan maymunlar tüylü olan makete koşuyor.Ne var daha yumuşak olduğu için diyenlere üçüncü bir deney kurmuş:Bunda maymunları alışık olmadıkları yeni bir ortama koyuyor.Odada tüylü maket varsa maymunlar bi süre makete sarılıp sakinleştikten sonra ortalığı karıştırıp maymunluk yaparken,ortada maket yoksa panikleyip dövünmeye,çığlık atmaya başlıyorlar.Yok eğer odada sadece "demir leydi"varsa tepkileri yine çığlık panik ve dövünme şeklinde oluyor.Bu ortamda pek bi araştırma karıştırma öğrenme mümkün olmuyor.Sonra maymunlar tüylü yapma anneciklerinden 3 gün izole ediliyor ve sonra tekrar tüylü maketlerin yanına konuyor.Bu sefer maymunlar ortamı araştırmayıp sadece annelerine sarılıyor.İşte tüm bunlardan emzirme sürecinin basit bir süt alışverişi olmadığı sonucu çıkarılıyor.Ayrıca Harlow infantın bu iletişimi babasıyla da sağlayabileceğini öne sürerek dönem için devrim niteliğinde bi laf etmiş oluyor.Boynuna yapay pembe bi süt torbası takarak annesiz bebek büyütmeye çalışan bi baba hatırlıyorum.Hangi dizideydi ya?:)))
Bi de daha psikopat olan parsiyel ve total izolasyon deneyleri var.Parsiyel izolasyonda maymunlar parmaklıklı kafeslerde. diğer maymunların sesini kokusunu duyup onları görebiliyorlar.sadece fiziksel temas yok.Total olanda ise ne koku ne bişey.Karanlık bi kutudalar. Harlow'un bunlar için bulduğu çizik isim ise "pit of despair".Parsiyel izolasyonda hiçbiri ölmüyor(şu forbidden exp.deki durumun aynı aslında)ama total izolasyonda bi süre tutulan maymun dışarı çıkarılıp izolasyon kaldırılınca duygusal bir şok yaşıyor kendine zarar veriyor,diğerlerinin arasına katılamıyor ve hayvanların bi kısmı yemek yemeği reddedip ölüyor.Daha uzun süre total izolasyonda kalanlar(6 ay)daha sonra normal ortama konulduğunda bile tam iyileşemiyor.Tüylü maket anneyle büyüyenler tuhaf ve kaba da olsa kendikendilerine bi çeşit sosyalizasyon gösteriyor(Tarzan gibi bi durum mu acaba?:)İlginç bişey daha: bu izole edilmiş çilekeş maymunlar kendi yaşıtlarıyla aynı ortama konulduğunda az bir gelişme gösterirken daha küçük yaşta maymunlarla yanyana konulduklarında daha fazla gelişme gösteriyor hatta neredeyse anneyle büyümüş kadar.İzole edilmiş maymunlara zorla yavru verip sosyalize etmekse fazla bi işe yaramıyor.
Bi de growth hormon muhabbeti var.Annesiz büyüyen çocuklarda growth hormon inhibe oluyor.Küçümen ve kısa oluyorlar büyüyünce.Aklıma annesini hiç görmemiş çok güzel bir kız arkadaşım gelir hep.Çok güzel ve sağlıklı ama neredeyse minyatürdü.
Görme,işitme ve MR olayı ise oldukça beklenilir bişey sanırım.Bir gözünde tembellik(Şaşılık,ya da kayma oluyor)olan çocukların sağlam gözü fazla uzun süre olmayacak şekilde kapatılır.Çünkü kapatmazsan sağlam göz daha aktif olduğu için beyinde o görme alanına denk gelen görme bölgesi hep daha çok uyarılmış ve gelişmişken diğer taraf gelişemez ve sonuçta görmenin derinliği bozulur.Bu tedavi yapılmamış çocuklarda sonradan şaşılık tedavi edilse bile asla görme derinliği eski haline gelmez.Ki benzer şekilde doğuştan göremeyen birinde optik siniri vs tam olarak düzeltsen bile o kişi göremez.Atrofi oluyor tabi haliyle.İşitmede de aynı şey geçerli.Yani bunun için çok psycho deneylere gerek yok sanırım.
Yani şu forbidden experimentte eziyetle birlikte saftirik,komik,acayip hem de tam olarak aptalca denemeyecek tuhaf bi durum var gerçekten.Şimdi bu kaçık kral bu zihniyetle 21.yy de yaşasa nörobilimci falan olsa belki de şunu soracaktı sanki:Konuşma binlerce yıllık bir evrim.Bu evrimi geçirmiş bir ana babadan doğan çocuğu alıyosun hiç konuşmuyosun.Hadi annesi de olsun sarılsın falan peki.Etkileşim içinde olduğu akranları da olsun yanında.aslında bi çeşit sosyal ortam.Hadi bi de bunlar hayvanat bahçesi gibi bir yerde olsunlar.Bir sürü ses falan da duysunlar.Hatta kıyak geçelim Mozart bile dinletelim arasıra.(Tabi o zaman ademi havvayı tanrı dilini falan unutacaksın.O aslanla kaplanla kuşla böcekle).El bebek gül bebek büyüsünler.Çatlak kralın sorusu şu:bunların konuşması neye benzer?Konuşmaları ne kadar zaman alır?Varolan anatomik altyapı bir iletişim dili geliştirmelerini ne kadar hızlandırabilir?binlerce yıl sürmeyecek herhalde,o kadar hazır nöronal networkle:)Kaç ömür sürer?Hebele hübele için kaç yıl?Peki bi tane şarkı söylesek 2 yıl boyunca mesela?Ninni gibibişey?D harflerini kullanalım örneğin.Salakça bişey olabilir.Şöyle mesela:Dandini dandini dasdana:)Ya da tekerleme öğretsek?bu pişirmiş bu yemiş:)Karga karga gak dedi vs:)(Belki kafa ütülemekten başka birer fonksiyonları da vardır?:)Sonra onyıllarca mutlak sessizlik...Ne kadar hızlandırırız?Ne kadar zaman alır?Sanırım senin de kafandaki soru da bu.Benim yanıtımsa:Gerçekten bilmiyorum:)!!!Bu soruların bir kısmının yanıtını bilenler vardır elbette.Onlardan değilim malesef ben.Ama sanırım okunabilirler:)
PS:Bir de Nell die bi film vardı bak aklıma o geldi şimdi.Kız ormanda bin çeşit sesle büyüyordu ama konuşma yok.Sadece yaşlı kadının dediği parça buçuk bikaç sey hatırlıyordu zorla da olsa.Sonra konuşturmuşlardı onu.En başta O tanrının dilini mi konuşuyordu yani?
-Nell'i bir daha seyredeyim iyi aklıma getirdin,artakalan zamanda da bu konuda makale bakılabilir:))

murat dedi ki...

yazdıklarını ilgiyle okudum elif.
harlow ile ilgili aklımdaki temel soru şu: neden?
insanda ve hayvanda neden ilgi görmek, dokunulmak gibi bir ihtiyaç var?
hormonal denge sevgiye niçin muhtaç?
tamam, bunun böyle olduğunu biliyoruz, ağaç yeşildir, ok. fakat neden yeşil? "çünkü klorofil" diye bir cevabı var mı bunun?

Yahya Kemal dedi ki...

ben de ilgiyle okudum ama cok uzundu son paragrafta dayanamayip ikinci yorumu okudum :)

Yaw ne enteresan konular di mi. beyin gelismiyor ya da intihara meyil oluyor. Ama atlanmamasi gereken bir konu var. bu evrimin her turu icin gecerli degildir. Yani biz bu sekilde evrim gecirmisiz ve yenidogani ilgisiz birakinca tipki bir baligi karada yasatmaya calismak gibi algiliyor. cirpinip cirpinip duruyor ya da evrimin o adimina beyin gelismeyerek biran once geri donmeye calisiyor. ama tabii tek generasyonda olmuyor bu isler.

Demem o ki cevap Klorofil kadar net olmasa da bu deneylerle gayet ortada sanki. ana rahmine donme istegi olarak ozetleyebilecegim dogduktan sonra da guvenli yer yaratma cabasi. tuylu maket olur, bir magara olur, ev olur vs. Sokakta ve acik alanda uzun sure yasayamamak ile ayni gibi bence.

Adsız dedi ki...

Is there anymore information you can give on this subject. It answers a lot of my questions but there is still more info I need. I will drop you an email if I can find it. Never mind I will just use the contact form. Hopefully you can help me further.

- Robson