31 Mart 2007 Cumartesi

Katlanır köprü

www.heatherwick.com --> Köprü hidrolik pistonlarla katlanıp top haline geliyor.

Aklıma Thyssen'in özel tasarım asansör ve yürüyen bantları (travelator) geldi. Bunu araştırıp yeni bir bahiste açıklayacağım.

30 Mart 2007 Cuma

is it wicked not to care?

Burada dura dura gamsız oldum a dostlar. Hiç bi şeye kafamı
takmıyorum. Beynimi kullanmadığım için endişe hissi de tedavülden
kalktı..
Aslında fena da olmadı, azar işitiyom, emredersinz diyip geçiyom.
Görürsem sölerim.
Saol!
Ş:48+6

27 Mart 2007 Salı

Askeri Terimler Sözlüğü

Askerler arasında bazı sözlerin özel anlamları var, kaba saba ve küfürlü olanları bi yana bırakalım... eee... ya da dur ya bırakmayalım çok komikler var arada... :)

Borusun: iyi yerde askerlik yapıyorsun, hep yatıyorsun (boru gibi)

Takmak: daha önce teskere alacak olmak
örn: -Sana beş gün takıyorum.
-Sana taktığım kadar askerliğim kalmadı.
-Sana taktığım kadar gözyaşım kalmadı.

Kep, kepaltı, üst devre, alt devre, çömez, torun vs.. Bunların hepsi farklı tertipleri ifade ediyor. Yani mesela bir adam 86'ya 1 ise;
6/2 bu adamın alt devresi,
6/3 çömezi,
6/4 torunu,
7/1 ise bileti oluyor, çünkü onlar gelince üst devrenin askerliği bitiyor ve evine gidiyor.

7/2 ise mezar taşı olur, çünkü bunlar birbirini göremezler. Torun has torun ve piç torun olarak ikiye ayrılır, falan filan..

Paraflamak: Nöbet ile cezalandırmak.
örn: -Bu akşam 3-5 parafın var.

Izdırap olmak: Birine kasten baskı yaparak sıkıntı vermek.
örn: Izdırap çavuş

Poşet / pilli: Kısa dönem askerlere denir. Uzun dönem gelen astemenler için ise çuval terimi kullanılır.

Torun, torba, tombalak, baston, piston, ... : yine alt devreleri tanımlamak için.
örn: Torun toruuun, geceler uzun, ötmesin borun, öterse borun, biiiip

Yokuş yapmak: İşleri zora sokmak, sevmediği birine engel çıkartmak. Bunun örneğine tüm askerlik hayatı boyunca bolca rastlayabilirsiniz.

Bot bağlamak: askerliğe başlamak.

Çarşıyı kitlemek: Ceza olarak çarşı iznini iptal etmek.

Şafak: Terhs olmaya kalan gün sayısı. Şafak üzerine binbir türlü edebiyat yapılır.
örn: -Ses kes, şafak dinle!
-Şafak demiş cart-curt / Şafak demiş camalokko.
-Bu şafaktan sonra ben mi yapayım!

Şafak sıkıştırıyor: Askerliğin bitmesine az kala içten içe gelen bir sıkıntı, zamanın geçmemesi durumu.
örn: -N'oldu len, şafak mı kıstıryo?

24 Mart 2007 Cumartesi

A day in life

Bozuk beyaz peynir, yanık sigara böreği, beklemiş şekerli çay, ishal popo, ıslak mendil, kayıp hazine, fünyeli mayın, elyaf yorgan, künyeli gerdan.

22 Mart 2007 Perşembe

Dudak

Bugün adaçayi içerken dudagimi yaktim. Üflemek istedim ama olmadi, insan kendi dudagina üfleyemiyormus meger. Sonracima elimi u seklinde agzima tuttum, dudagimin üstünü tutturdum. Burdan aldigim ders çay içerken dikkatli olmakti.

Papa

Çok matrak bi sarki, Nekropsi grubundan: Papa.

Dinlemek için Google'a "Die Neue Papa ist Deutsch" yazip aratin.

PAPA
Die neue Papa ist Deutsch
Er ist sogar Bayerisch
Mein Papa hat gesagt
Das er ein Panzer ist

Yeni Papa Almanmis
Hem de Bavyeraliymis
Babam bana dedi ki
Panzer gibi adammis

Die neue Papa ist Deutsch
Papst Papa ist Deutsch

NEKROPSİ: Cem Ömeroglu, Cevdet Erek, Tolga Yenilmez, Kerem Tüzün

20 Mart 2007 Salı

Rüya

Ben hristiyanmisim, tören salonu gibi bir yerdeyiz, çevremde bir kalabalik; herkes hristiyanmis ve ne alakaysa biz kizarmis insan eti yiyiyoruz törenle. Kisa boylu, çocuk vücutlu insanlar getiriyorlar bize, etleri kizarmaktan kahverengi olmus, derileri kalmamis. Herkes birer ikiser parça koparip agzina atiyor kendi yiyeceginden. Benim önüme getirilenden bir iki parça aliyorum, yaglarini ayirmaya çalisiyorum ama yiyemiyorum. Midem kaldirmiyor. Derken herkes bitiriyor; benim vatandas yenmemis ama kurcalanmis vaziyette. Birden bir sihirle canlaniyor. Bana ters ters bakiyor zombi, zaten korkuyorum. Onu birakmami istiyor. Onu yemem gerektigini biliyorum çünkü canli birakirsam bana zarar verecek. Ama bir yandan da aziyorum zavalliya, onu yok etmek istemiyorum.

Kabustan uyandim ve gerçek olmadigini görünce çok sevindim. Sabah hep bu rüyanin anlamini düsündüm. Sonunda buldum.

Önce biraz Freud ve psikanalizden bahsetmek gerek. 1900'lerin basinda Freud'ün öncülük ettigi psikanaliz bilimi dünyayi degistirdi ve pek çok kisiye ilham verdi. Dali gibi ressamlar asagidaki gibi eserler yarattilar:

Salvador Dalí, "Dream Caused by the Flight of a Bee around a Pomegranate. One Second before Awakening", 1944.

Sadece resim degil, müzik, sinema ve diger sanat dallarinda derin etkiler birakti psikanaliz devrimi. Freud yillar boyu yaptigi analiz seanslarinda hastalarinin rüyalarini da yorumladi. Meshur bir örnegi, hatirladigim kadariyla, rüyasinda atese isedigini anlatan bir hastasina yaptigi yorumdur. Freud dedigi kabaca sudur: atesin modern yasamdaki yeri mutfaktir. Mutfak ayni zamanda kadinin yeridir ve bu rüyada kadinlari temsil etmektedir. Atese iseyen bir erkek olasidir ki kadinlari reddetmekte yani homoseksüellige meylini rüyalarinda kendi kendisine ifade etmektedir. Bilindigi gibi çogu zaman rüyalarimizda gerçek yasamda yasayamadigimiz yerlere gider, yapamadigimiz seyleri yapar ve bir sekilde gerçekte hayat bulamayan ihtiyaçlarimizi gideririz.

Günümüz akademisyenlerinin bir kismi Freud'un rüya tabirlerini kabul etmez. Derler ki, yasantinizda etkilendiginiz ve hatta sadece gördügünüz herhangi bir sey rüyanizin konusu olabilir. Mesela önce plaja gittiniz, sonra da hayvanat bahçesine. Rüyanizda yüzen filler görmeniz son derece olagandir.

Benim gördügüm kabusa sebep olan sey ise suydu:

Bu cisim bir anti-personel mayindir. Sag taraftaki ince uç fünyedir. Fünye tetiklendiginde (örnegin üzerine basilarak) soldaki kalin borunun içindeki patlayici madde yukariya dogru firlar ve yerden 80 cm yükseklikte infilak eder. Artik kaç insana ne türlü bir zarar veriyor o kadarini bilmiyorum.

Bu ölüm makinesini dün gördüm. Bir memurun masasinda kalemlik olarak kullaniliyordu.

Bazen ölüm türlü kisvelerle karsimiza çikabiliyor: bir kalemlik gibi siradan bir cisim veya yemek yemek gibi dogal bir hareket bizim için çok siradan seyler ama bir baskasi için, bir kurban için ne ifade ediyor? Ölümü bile normallestiriyor, siradan bir cisim gibi masamizin üzerine koyuveriyoruz onu.



19 Mart 2007 Pazartesi

Never get shot with your own merchandise

Geçen gün Lord of War (Savas Tanrisi) filmini izledik. Filmin pesisira Serdar Akar'in Barda'sini koymak gibi bir hataya düstük. O gece ve ertesi gün Barda'daki bazi sahneler gözümün önünden gitmese de Lord of War zihnimde yeni yeni su yüzüne çikmaya basladi. Ne kadar harika bir filmdi.

'Lord Of War' filminde Nicolas Cage. © Lions Gate Films/Lord of War

Film hem bastan sona heyecanla izleniyor, hem de vurgu yaptigi konunun herkesin sorumlulugunda oldugunu üstüne basa basa söylüyor. Mesajın ayrica Cage tarafindan seyircinin gözünün içine baka baka (yabancilastirma etkisi) söylenmesi de ayrica hos olmus; tüm anlatilanlarin gerçek oldugu ancak böyle algilatilabilirdi.

Ekim 2006'da Birlesmis Milletler, Silah Ticareti Antlasmasi üzerinde çalisma karari aldi. Uluslararası Af Örgütü'nün Silahlar Denetlensin kampanyasina hala destek olabilirsiniz. Buradan lütfen.

17 Mart 2007 Cumartesi

Blog'umun kenari

Bu blogu baslattigimda, nasil desem, daha sik yazi yazabilirim gibi geliyordu ama öyle olmadı. Internet her an elimin altinda olmadigi için bazen yazmak istedigim seyleri küçük kagitlara yaziyorum, ama sonra onlari kaybedince yine elde var sifir.. Iki ay sonra elimin altinda olacak iste o zaman internet.
Dün sunlari sunlari yedim, yok rüyamda sunu gördüm gibi seyler de yazmak istemiyorum, sanki teshirci bi kisiligin ürünü gibi geliyor bu tür yazilar. Hani okuyanlari da biraz ilgilendiren ilginç seyler olsun istiyorum. Amaan hangimiz teshirci degiliz ki zaten. Geel vatandas geeel, batan beynin kivrimlari bunnaaar..

10 Mart 2007 Cumartesi

Bu biiir...


Blog'a basladik bakalim. Kafa ayari diye de bir baslik koydum ki, çok aramadim, koydum öylecene.. Aslen Commodore yadigari bir terim olup, tornavidayi çevirmek suretiyle küçük kömür taneciklerini bir araya getirerek teyp cihazina ayar yapmak demek. Mecazen ne demek onu ileriki günlerde görücez...