Mimar Sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mimar Sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2007 Pazar

Üç keşif: bir su kemeri, bir lokanta ve bir içecek

Bugün Mağlova Kemeri'ni görmeye gittik. Bisikletle 32 km. yol teperek kemere ulaştık. Aslında Mağlova Kemerburgaz'a 2 km uzaklıkta, istenirse belediye otobüsleriyle Kemerburgaz'a geçilip, oradan yürüyerek bile gidilebilir. Yalnız yol tarifi alamayabilirsiniz çünkü yakınında yaşayan vatandaşlar bile kemeri pek iyi bilmiyor. Biz Belgrad ormanlarından başlayarak bir süre asfaltta ilerledik, daha sonra Alibeyköy Barajı'nın kurumuş yatağından ilerleyerek kemere ulaştık.


Mağlova Kemeri. Küçük mu buldunuz? Bir de aşağıdaki resme bakın.



Mağlova Kemeri Osmanlı mimarisinde en büyük 8 eser arasında gösteriliyor. Hatta Süha Arın'ın Mimar Sinan belgeselinde deniyor ki: eğer Sinan diğer eserlerinin hiçbirini yapmamış olsa ve sadece Mağlova Kemeri'ni yapsaydı bile bugünkü ününü hakederdi. Kemer 16. yüzyılda Kanuni'nin emriyle, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirmek amacıyla yaptırılan su yolları projesinin bir ayağı ve halen faalmiş, yani İstanbul'a su taşımaya devam ediyormuş.


Kemerin ortadaki katına çıkılabiliyor.

Eskiden bu bölgeye gelen batılılar, böyle bir şaheseri ancak Bizanslıların yapabileceğini düşündükleri için yapıya Justinianos kemeri adını takmışlar. Daha sonra gelenler ise 1933 yılında düzeltmişler yanlışlığı.

Gezimizi Kemerburgaz'da noktaladık. Kardeşler Lokantası güzel bir mekan; sulu yemekleri de var. Bir de ilk defa bir içeceği denedik: Nestea Ice Tea Cool. Limonlu buzlu çaya nane tadı da eklemişler, yaratıcı bir fikir. Deneyiniz efenim.